En Eski Yazı – 1999
1999 yılında yazdığım bir yazıyı paylaşmak istedim sizinle. Aslında muhtemelen daha önce yazdım, tam tarihi hatırlayamıyorum. Ama 2000 yılına girerken bu yazıyı, o sıralarda sadece arada bir Icq programında yazıştığım Ufuk’a gönderdiğimi hiç unutmuyorum. Zira o gece yazıldı bizim birbirimize ömrümüz. Bana verdiği cevap; “Beni sarstın, kendime getirdin.” idi. Sonrasında defalarca sarstık birbirimizi ve bir yerlere getirdik. Kendimize doğru bir yerlere. Geldiğimiz yere ve var olana minnet ile…
***
Geçen yılbaşında size söylenen sözleri hatırlıyor musunuz? Belki kartlar aldınız iyi dileklerle dolu. Öyle ya, hepimiz isteriz sevdiklerimizin mutluluğunu. Hatta bunun için, elimizden ne geliyorsa yaparız. Siz de yolladınız belki, bir sürü insana iyi dileklerinizi.
Peki ya, yılbaşını aslında yıl sonuymuş gibi algılayıp değerlendirme yaptınız mı hiç? Yani yeni bir yıl başlıyor diye yeni dileklere mi saldırdınız yoksa eski dileklerin olup olmadığına kafa yorup, olmadıysa nedenlerini irdelediniz mi?
Mutsuz iseniz kaynaklarına inip, en azından yersiz üzüntülerden kurtarabildiniz mi kendinizi? Ya da mutlu olduğunuz anları insanlarla paylaşarak çoğalttınız mı?
Yani yeterince sevdiniz mi kendinizi?
Yüreginizi dinlediniz mi hiç? Size neler söyledi? Ya siz, yaptınız mı onun söylediklerini? Yoksa hep mantıklı(!) olmak güdüsü mü hakimdi bünyenize?
Islak toprakta çıplak ayak yürüdünüz mü? Kaç kere saydınız yaz gecesi yıldızlarını? Ya da suların sesini dinlediniz mi? Yapamasanız bile, en azından tüm bunları hayal edebildiniz mi? İnsanın aslında hayalleriyle var oldugunu hissedebildiniz mi? Mutluluğun ya da gülümsemenin o kadar zor olmadığını, hepsinin yüreğinizde sizi bekledigini fark ettiniz mi?
Kaç kere sırf içinizden geldi diye sorgusuzca yaşadınız isteklerinizi? Yaşamanın aslında ciddi bir iş, bir sanat olduğunu gördünüz mü ve ona yeterince saygı duydunuz mu?
Ve aslında tüm bunların, iyi dilekle değil yaşama verilen emekle bağlantılı olduğunu hissedebildiniz mi? Biri size iyi yıllar dilerken aslında, “yaşama emek ver ve verdigin
ölçüde karşılığını al” dediğini anlayabildiniz mi?
Böyle özel günleri beklemeden hediyeler aldınız mı insanlara? “Seni Seviyorum” cümlesini kaç kez sarf ettiniz bu yıl? Ertelemeden arayıp hatrını sordunuz mu dostlarınızın? Her şeyin aslında sıcak bir “merhaba” da gizli olduğunu hissedebildiniz mi?
En önemlisi, yeterince duyarlılık gösterdiniz mi çevrenizde yaşananlara? Yararlı bir bütünün parçası olabilmek için çaba gösterdiniz mi? Eğer şimdiye kadar bunları yaptıysanız ve keşfedebildiyseniz yaşamanın güzelliğini(yaşanan acıları yadsımadan) bu yıl da devam edin. Siz zaten mutlusunuz.
Ama eğer yapmadıysanız, haydi silkinin, kalkın yerinizden. Bu yıl sizin için bir başlangıç olabilir. Hatta her an, sizin için bir başlangıç olabilir.
Sevgiyle…
Eylem Erdem – 1999

