Çarşamba’yı sel aldı
Söylemekten en korktuğum parçaydı o gün. Nefes yerleri sıkıntılı biraz ama yapacak bir şey yok. Bu da ilk beşimden biri, söylemem lazımdı. Bunun öyle derin bir anısı yok. Ama çok güçlü bir hissi var. Hep söyledim yıllarca. Ufuk ile tanıştıktan sonra daha bir anlamlı oldu tabi. Ordu, Ünye’li Ufuk. Ama çocukluğu Samsun, Terme’de geçmiş hep. Çarşamba da komşu kasaba işte. Yani insan isteyince zorla da anlam yüklüyor gördüğünüz gibi. :)) E bugün de bizim tanışma yıldönümümüz. Anlamı çoğalmış oldu işte. O gün söylediğim tüm türkülerde acı var çoğunlukla. Aslında hayatın kendisi de öyle değil mi? Sanat dediğimiz de, tam da bu acıların ve diğer tüm duyguların dönüşmesi ile olmuyor mu? Gizli sevda çekmeyi, ateşten bir gömleğe benzetmek ise ne muazzam bir dönüşüm hali…
Hem dinlerken, hem de söylerken çok etkilendiğim bir ezgi bu. Şimdi artık sizlerin.
Sevgiyle ve müzikle kalın.

